Yayınlanmaya başladığı 2011'den beri Golden Globe, Emmy gibi başlıca dizi ödüllerini bolca kategoride silip süpüren ve Mad Men gibi bu açıdan insanları bıktıracakmış gibi görünen Homeland Amerika için hassas ve neredeyse hep güncel olan Orta Doğu kaynaklı terörü konu ediniyor. Irak'ta kaybolan ve öldü zannedilen asker Nick Brody 8 yıl sonra Amerikan askerleri tarafından kurtarılıyor ve ülkesine kahraman olarak geri dönüyor. Irak'ta görev yapmış başarılı (ama bir o kadar psikolojisinden şüphe edilecek kadar işine "bağlı") CIA ajanı Carrie Mathison ise, kaynaklarından birinden seneler önce aldığı bir duyum yüzünden Brody'nin terörist Abu Nazir için çalıştığından şüpheleniyor. Dizinin ilk sezonu (tahminimce 2. sezonu da) boyunca Carrie'nin CIA üssünde ona güvenen neredeyse tek ajan Saul'ün desteğiyle şüphelerini mesleki etiğe uymayacak yolları da zorlayarak araştırmasını izliyoruz.

Dizinin Orta Doğulu karakterlerine ve terör meselesine yönelik bu "ilerici" yaklaşımı ne yazık ki kendini Carrie'ye ve Tom Walker'a yaklaşımında göstermiyor. Carrie, dizideki ve CIA'deki tek etkin kadın karakter ve devamlı etrafındaki insanlar tarafından ciddiye alınmayan, fikirlerine, teorilerine "abartı", "saçmalık" yaftası yapıştırılan, ve nasılsa (?!!) bu durumu senaristler tarafından psikolojik bir problemle desteklenen tek karakter. Etrafında dönen olaylar konusunda neredeyse her seferinde haklı çıktığını gördüğümüz, yediği içtiği işinden ibaret olan Carrie Mathison, sezon sonunda etrafındaki erkekler (bunlardan biri de aşık olduğu Brody) tarafından "iyi" olmadığına inandırılarak şok terapi görmeye itiliyor.
Tom Walker meselesi ise ne yazık ki birçok kültürel üründe çok daha sık karşımıza çıkan bir mesele. Irak'ta beyni yıkanmış, El Kaide tarafına çekilmiş iki askerden bir diğeri olan Tom Walker, senaristler tarafından Brody'den çok daha farklı bir şekilde çiziliyor. Brody'nin motivasyonlarına dair (Issa'nın ölümü) açıklamalar karşımıza sunuluyor, onun Irak'taki anılarına geri dönüyoruz, ülkeye döndükten sonra ailesi ile birlikte geçirdiği süreci yakından gözlemliyoruz... Ama Tom Walker'ın ülkesine ihanet edecek hale nasıl geldiğini bilmiyoruz. Ve de ne tesadüftür ki, Tom Walker, bu ikilinin zenci olanı (?!).. Brody devamlı özdeşleşilebilir bir karakter olarak karşımıza çıkar, hatta son bir-iki bölüme kadar Carrie'nin paronayasının kurbanı, örnek vatansever, örnek asker olarak çizilirken, Tom Walker hep korku kaynağı ve suikast girişiminde bulunması korkuyla beklenen bir tetikçi. Ve Brody'nin aksine Abu Nazir'in verdiği görevi harfiyen yerine getirmesine rağmen sezon sonunda saçma sapan bir açıklamayla Abu Nazir'in emriyle Brody tarafından öldürülüyor. Walker'ın dizi boyunca ettiği laf sayısını saymak bile mümkün, karakterine verilen derinlik ve gösterilen ilgi bu kadar az.
Üzerinde yeterince konuşulmadığını, tartışılmadığını düşündüğüm için Homeland'deki bu problemli/ayrımcı noktalara ağırlık verdim, ancak bunlar sizi karşınızdakinin kötü bir TV dizisi olduğu yanılgısına itmesin. Aksine, çok başarılı bir hikaye anlatımı ile, çok derinlikli ve üzerinde iyi çalışılmış karakterlerle karşı karşıyayız Homeland'de. 1. sezonun bir buçuk saatlik son bölümü yakın zamanda izlediğim çoğu filmden (yakın bir konuyu izleyen ve ödüle boğulmuş Argo'dan örneğin) çok daha başarılı bir işti. 2. sezonuna başlamak için sabırsızlanıyorum.
No comments:
Post a Comment