24.7.12

Laura Marling'i Yeniden Keşfetmek


Aslında yazımın başlığı Laura Marling: Nasıl Başka Bir Şey Dinleyemez Oldum? da olabilirdi pekala (tabi öyle olsaydı ne kadar okumak isterdiniz bilemiyorum) çünkü gerçekten de kendisine yabancı olmamama ve Alas I Cannot Swim dönemlerinde çokça dinlememe rağmen, Marling, son birkaç günümü I Speak Because I Can ve özellikle de A Creature I Don't Know ile ele geçirdi. Bu ani Laura sevgisinin zamanlamasını neye bağlamak lazım bilmiyorum ama özellikle son iki albümü dinliyor oluşumun sebebi, bu albümlere biraz şans tanıyıp kulağımı Alas I Cannot Swim'den uzaklaştırınca hem sözleri, hem aranjmanları hem de enstrüman kabiliyeti açısından ne kadar başarılı, hatta Alas I Cannot Swim'den ne kadar iyi olduklarını görmem oldu.
Bu iki albüm beni bu kadar yakalayınca da, zamanında yapmadığım bir şeyi yaptım ve elimden geldiğince ilk albümünü yayımladığı tarihten beri verdiği röportajlarını okudum, canlı kayıtlarını dinledim/izledim ve karşımdakinin ne kadar büyük bir yetenek olduğuna açıkçası beklemediğim kadar çok şaşırdım. Kendisini tanımayanlar, ya da benim gibi hakkında önceden pek bir şey okumayanlar için kendisinin hayat hikayesinden bahsetmekte fayda var: Laura Marling 1990'da, Hampshire'da plak dükkanı sahibi bir babanın ve müzik öğretmeni bir annenin en küçük kızı olarak dünyaya geliyor. Müzikle içli dışlı hippie bir ailenin çocuğu olduğundan da Bob Dylan, Joni Mitchell, Neil Young gibi isimleri dinleyerek büyüyor. Gitar çalmayı babasından 6 yaşında öğrendikten sonra da Myspace'e koyduğu kayıtlarının müzik şirketlerinin ilgisini çekmesiyle 16 yaşında tek başına Londra'ya taşınıyor ve Londra'da o dönemlerde yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan, içlerinde Noah and the Whale, Mumford and Sons ve Johnny Flynn gibi isimlerin de bulunduğu çok yetenekli bir nu-folk akımının parçası oluyor. Bu isimlerin çoğuyla birlikte sahneye çıkıyor. Hayat hikayesinde beni en çok şaşırtan da kendisinin özellikle ilk yıllarında bu kadar kalabalık bir toplulukla birlikte çalışmış ve turlamış olması oldu, çünkü Laura Marling'i sadece kayıtlarından dinleyince edindiğiniz birey izlenimi kesinlikle bir grupta çalar ya da söylerken düşünebileceğiniz bir birey değil. Sanırım bu izlenim de pek yanlış bir izlenim değilmiş ki, 18 yaşındayken Noah and the Whale'in Charlie Fink'i prodüktörlüğünde ilk solo albümü Alas I Cannot Swim'i yayınlıyor. 


Laura ve işbirliği yaptığı isimler meselesi, açıkçası biraz üzerinde durulması gereken bir mesele çünkü kendisinin içinde uzun süre bulunduğu bu toplulukta yine müziğinden asla çıkaramayacağınız kadar çalkantılı bir geçmişi var :) Laura Marling, Londra'ya ilk taşındığı zamanlardan Alas I Cannot Swim'in prodüksiyon ve yayınlanma dönemine kadar Noah and the Whale ile sahneye çıkmakla kalmamış, grubun asıl kişisi Charlie Fink ile de birlikteymiş. Kendisinin görece daha yakın zamanlarda verdiği röportajlara da bakınca Alas I Cannot Swim döneminde, şarkı sözlerinden videolara kadar Charlie Fink'in çokça etkisi altında olduğunu kendi ağzıyla kabul ettiğini görüyoruz. Charlie Fink'tan ayrıldıktan ve hemen sonrasında Marcus Mumford ile birlikte olmaya başlayınca da karşımıza bambaşka bir şarkı yazarı çıkıyor. Burada, Charlie Fink ile ayrılığı konusunu celebrity gossip'e kaçmak pahasına da olsa biraz açayım: Laura Marling, Charlie Fink'i uzun süre birlikte çaldığı Marcus Mumford için terk edince Noah and the Whale ile Mumford'un bağları tamamen kopuyor ve Charlie Fink, Noah and the Whale'in Mercury adayı ikinci albümü The First Days of Spring'i tamamiyle Laura ile ayrılığı üzerine kurguluyor. Dolayısıyla da, Laura Marling uzunca bir süre İngiltere  müzik haberlerini beklenmedik bir şekilde özel hayatıyla meşgul ediyor. The First Days of Spring'in sözlerine çok az bir göz atınca ve ne kadar kişisel ve zaman zaman sizin utanmanıza neden olacak kadar cheesy olduğunu görünce açıkçası bu duruma pek şaşırmamak lazım. 
I Speak Because I Can, her ne kadar Marling tarafından sonraları Ryan Adams, Ray LaMontagne gibi isimlerin de prodüktörü olan Ethan Johns'un etkisinin ön planda olduğu bir albüm olarak adlandırılsa da karşımıza kendi deneyimlerini arkatipler, mitolojik karakterler, edebi referanslar üzerinden anlatan, gitarda çok daha gelişmiş bir şarkı yazarı çıkarıyor. Gerçekten de Alas I Cannot Swim'e hatta daha öncesine, New Romantic'e mesela, baktığınızda gördüğünüz kadınla bu albümdeki ve A Creature I Don't Know'deki kadın arasındaki farka inanmak gerçekten çok zor. Tabi bunu Laura Marling'in yaşını göz önünde bulundurduğunuzda sadece "büyümek" ile de açıklamak mümkün. Her ne kadar 16 yaşından beri aktif olarak müzik dünyasının içinde bulunan, bazen sırf yaşı yüzünden kendi konserine girmesi yasaklanan Marling, doğal olarak yaş konusunda aldığı yorumlara skeptik yaklaşıyor. Buna da pek şaşmamak lazım çünkü karşımızdaki iki kez Mercury ödülüne aday gösterilmiş, her albümü bir öncekinden daha iyi addedilmiş, Neil Young ile turlamış 22 yaşındaki bir kadın.
Onun bu yaşından beklenmeyecek başarısı A Creature I Don't Know'da da kendini gösteriyor. Daha önceki iki albümüne nazaran çok daha izole, Marling'in mutfağında tavandan sarkan bir mikrofonla demolanmış ve 10 günde kaydedilmiş bu albüm, kesinlikle I Speak Because I Can'den çok daha sade, içine girmesi biraz daha zor bir albüm. Ancak, ne bir erkek arkadaş (I Speak Because I Can'de Charlie Fink'in Blue Skies'ına cevaben yazılmış bir Blackberry Stone isimli bir şarkı var ve Marcus Mumford'un vokalleri sıkça duyuluyor) ne de bir prodüktör etkisi taşıyan bu albüm, hiçbir şeyi için olmasa bile sözlerinin mükemmeliği ve referansları için dinlenebilir. Sıkı bir Steinbeck hayranı olan Marling, Steinbeck'in karısına duyduğu kendi deyimiyle "obsesif" meraktan etkilenerek "Salinas"ı yazmış. Salinas, Steinbeck'in doğumyeri olmasının yanı sıra karısıyla da mezarlarının bulunduğu Amerika'da bir bölge. Albümün ilk single'ı "Sophia" ise Robertson Davies'in The Rebel Angels'ından etkiyle, Yunan bilgi tanrıçasına göndermeyle yazılmış. Sizi bilmem ama bu şekilde bir yaratım süreci, beni devamlı kendi deneyimlerini tüketen bir yaratım sürecine nazaran daha çok daha heyecanlandırıyor. I Speak Because I Can ve A Creature I Don't Know bir ölçütse eğer, karşımızdaki her albümde daha da evrilen bu genç kadından folk müzik adına heyecan verici işler beklemeye devam edebiliriz. 
Laura hakkında söylenecek daha çok şey var ama bu yazıyı daha fazla uzatmayayım ve sizi A Creature I Don't Know'un açılış şarkısı The Muse'un canlı bir kaydıyla baş başa bırakayım istiyorum:

No comments:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...