4.3.12

Skins'in 6. Sezonu Tam Gaz Devam Ederken: İşler Daha Ne Kadar Çığırından Çıkabilir?


DİKKAT: Bu yazı spoiler içermektedir. 

Bazen bir grubu, oyuncuyu, yazarı bir işinde o kadar çok beğenirsiniz ki, diğer işlerini, asla sizin için biricik olana yaklaşmasa da takip etmekten, dinlemekten, izlemekten, okumaktan kendinizi sorumlu bellersiniz. Bu yazımın konusu olan Skins de benim o türden bir -sevimsiz bir kelime de olsa- sorumluluk hissettiğim bir proje. İlk iki sezonu, yani ilk jenerasyonu o kadar iyi, ve benim o zamana kadar izlediğim gençlik dizilerinden o kadar farklı idi ki, sonraki sezonlara ve jenerasyonlara kayıtsız kalamadım. İkinci jenerasyonu da sevdim zamanla, hatta dördüncü sezonda iyice benimsedim. O jenerasyondan Lily Loveless gibi oyuncuların kariyerlerini de takip etmeye çalışıyorum hatta. Ancak üçüncü jenerasyon, başta senaryo ve projenin kendini tekrarlamaya başlaması olmak üzere en zayıf jenerasyon olunca, benim için durum demin bahsettiğim sorumluluktan ibaret oldu ve açıkçası özellikle bu sezonu, yani 6. sezonu bayaa bir boşladım. Sezon açılışının da yarattığı hayalkırıklığı ile son 5 bölümü son derece beklentisiz bir şekilde bu haftasonu izledim ve beklenmedik bir şekilde beğenince de üzerine birkaç kelam edeyim istedim. 



Grace'in talihsiz bir kazaya kurban gidişiyle sonlanan sezonun ilk bölümü, açıkçası önceki beş sezon boyunca yeterince izlediğimiz dejenere ergen parti & uyuşturucu temasının tamamen komediden ve Skins'i Skins yapan tonunundan yoksun işlenmesi dolayısıyla beni çok sıkmış, "Bu artık izlenmez," dedirtmişti. Özellikle de Franky ve Matty'nin ne idüğü belirsiz, varoluş kaygısı olarak verilmeye çalışılan ilişki problemleri de bunun üzerine eklenince sezondan tamamen umudumu kesmiştim. Tamamen yanılmışım meğerse :) Bu sezonu, biraz trajikomik ama Grace'in ölümü kurtarıyor ve ondan sonraki tüm bölümler, en azından şimdiye kadar yayınlanan bölümler, Grace'in ölümü üzerinden grubun nasıl içinden çıkılmaz bir bunalıma ve dağılmaya girdiğini, Skins'e yaraşır bir kaos ve drama ile işliyor. Ve tüm bu bölümler boyunca bu kaosu, karakterlerin yaşadıkları bu çöküşü sorgulatmayacak bir başarıyla işliyor. Grace'in tüm grubu bir arada tuttuğunu ve onun yokluğunun tüm dinamiği nasıl paramparça ettiğini, Rich'in içler acısı bölümünden başlayarak izliyorsunuz. Açıkçası Rich'in Grace'in ölümünü kabul edemeyip halisülasyon görmeye başladığını anladığımız bölümü, kurgusuyla ve duygusallığıyla bana ilk jenerasyonun o şahane tonunu bile hatırlattı. Aynı şekilde, Mini'nin berbat aile durumu, hamile olduğunu kabul edememesi, asla istediği hayata sahip olamayacağını göremeyip hayatın ona sunduğu anne, sevgili (yani Alo) ile yetinememesi ve son olarak babası tarafından tekrar yüzüstü bırakılması, Skins'in realizm yoksunu ergen tasviri ününü yerle bir edecek kadar kuvvetliydi. Onun bölümünde Alo ile ilişkisi ile ilgili gördüklerimiz bugün yayınlanacak Alo bölümünü nasıl etkileyecek çok merak ediyorum.



Şimdiye kadar yayınlanan bölümlerde karakterlerin taşındığı yer açısından beni en çok şaşırtan ya da o karakter için ne kadar tutarlı bir gelişim olduğunu düşündüren Franky için bu sezon çizile portreydi sanırım. Geçtiğimiz sezonda asosyal, iletişim problemli, cinsel kimliğinden bihaber olarak çizilen Franky, bu sezonda açıkçası bana drama eksikliğinden ikinci bir Effy'ye dönüştürüldü gibi geldi. Matty ile olan ilişkisinin bu kadar çabuk tüketilmesi, kendini hemen bir başka aşkın kollarına, yani uyuşturucu taciri, şiddet eğilimli Luke'a atması, onu da bir bölümde tüketip, üstüne de durduk yerde Nick'in Franky'yi hayatının aşkı ilan etmesi açıkçası tutarsızlıklar silsilesinden başka bir şey değil. Bu kadar dram, dolayısıyla tempolu bir hikaye ilerleyişi ve tüm bunların felaketten başka bir şeyle sonuçlanmayacağının seyirci için aşikar olması tam bir Skins klasiği ama bunların kaynağı olarak Franky'nin seçilmesi beni açıkçası hiç ikna etmedi :) Liv ya da Mini, erkeklerden de Matty sanki tüm bu "hızlı yaşa genç öl"e daha uygundu. 
Kısacası, Skins izleyenleri için son derece eğlenceli, zaman zaman eski sezonlardaki tadı hissettirecek, önemli gençlik problemlerine dikkat çeken, tamamen soap-opera kıvamında bir sezon 6. sezon ve tam gaz devam ediyor. Her Skins jenerasyonundaki "Acaba kim ölecek?" sorunsalını bu sezon başından çözdükleri için işler ölümle bitmeyecek diye tahmin ediyorum ama daha ne kadar kötü şey olabilir açıkçası merakla bekliyorum. Bugün yayınlanacak Alo'nun bölümünden sonra geriye üç bölüm kalıyor. Matty'nin bölümünün sondan bir önceki bölüm olması son bölümde Nick ve Franky arasında yaşananlar sonrası açıkçası son derece manidar :) 
Son bir not olarak ekleyeyim: Bunun Skins'in son sezonu olması bekleniyor. Dolayısıyla bizi tam bir Skins sonu, yani büyük bir trajedi bekliyor bence. Siz ne dersiniz? :) 

4 comments:

Anonymous said...

Şu an bu yazıyı okuduğuma çok sevindim. Çünkü üçüncü jenerasyon izleyenlerden hep kötü notlar alıyordu. Açıkçası 5. sezonun 1. bölümü dışında ben de aynı şeyi söylüyorum. Ama 6. sezon o kadar güzel ki resmen benim Skins sıralamam değişti. Artık en çok 2. sezonu sonra 6. sezonu sever oldum. 1. sezonu bile geçtim bende. Hiç kimse 6. sezonda ne kadar iyi kotardıklarını 3 sezon sonra 'nihayet' dedirttiklerini kimsenin anlamadığını düşünüyordum. Yani çok teşekkür ederim. Evet! 6. Sezon güzel :D Ama Franky ve Tony olmadan büyük bir final olmayacağını anlamışlar beyefendiler. E4'a da aferin yani! :)

Sibel said...

rica ederim ve ben teşekkür ederim asıl. artık kimsenin diziyi izlemediğini düşünmeye başlamıştım neredeyse :) o yüzden birinin izlediğini bilmek beni de mutlu etti.
6. sezondan yazıda da bahsettiğim gibi çok umutluyum, ama bu olayların franky ekseninde ilerlemesi durumu biraz sinirimi bozmaya başladı. özellikle de franky'nin mini'nin öyküsüne de dahil edilmesi meselesi. imdb'de son bölümden önceki bölüm matty'nin bölümü olarak görünüyordu ama yayınlanan trailerlardan ve imdb'deki değişen bölüm listesinden çıkardığım kadarıyla o bölüm franky ve mini'ye odaklanacak. umarım, mini ve alo hikayesini berbat edip mini ve franky'den son dakika bir lezbiyen çift çıkarmazlar başımıza çünkü bu aşamada öyle bir eğilim çok reyting kaygılı ve zorlama olur gibi geliyor bana :)

Anonymous said...

Bende izliyorum sibel! :) :P

#JP

Sibel said...

sevindim :) ama tanışıyor muyuz? adını yazmamışsın da..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...